0:00 Atıyorsun elmanın çekirdeğini, koskoca
0:01 ağaç çıkıyor. Ne var ki bunda? Yani elma
0:03 çekirdeğinden, elma ağacının çıkmasından
0:05 daha normal olan ne var? Burada Allah'ın
0:08 varlığına delil nerede diyersek acaba
0:10 böyle bir cihazı bizim yapmamız
0:12 durumunda nasıl olur diye düşünelim.
0:14 Mesela bir tane çipi atalım toprağa. O
0:16 toprak da büyüsün, neşem bulsun,
0:18 gelişsin ve sonra bir bilgisayar meyve
0:20 versin. Ne güzel olur değil mi? Bak ne
0:22 harika olurdu ya. Böyle euro muro
0:24 yükseliyor diye derdimiz de olmazdı.
0:26 Elma çekirdeğinden binlerce elma
0:28 çekirdeğinin tekrar çıkması gösteriyor
0:29 ki bu onun kapasitesinin ve ilminin ve
0:31 gücünün, iradesinin üzerinde bir iştir.
0:33 Bunu o yapamaz. Nereden bilecek toprak
0:35 içindeki hangi atomu çekeceğini,
0:37 hangisini hangisiyle birleştirip nereye
0:38 gönderip yaprağının desenini diğer elma
0:40 ağaçlarına benzeteceğini, armut
0:42 yaprağının farklı yapması gerektiğini,
0:43 kokusunu yapmak için gerekli kimyasal
0:45 bir şey nereden bilsin? Bizim bu konuda
0:47 tek bildiğimiz, bizim bu konuda tek
0:49 bildiğimiz altını çiziyorum bilgi olarak
0:51 çok biliriz ya biz Allah'ı inkar edenler
0:53 de çok bilir ya. He bildiği tek şey
1:02 şudur. Ey kardeş, benden birkaç nasihat
1:05 istedin. Sen bir asker olduğun için
1:07 askerlik temsilatıyla sekiz
1:09 hikayeciklerle birkaç hakikati nefsimle
1:11 beraber dinle. Çünkü ben nefsimi
1:13 herkesten ziyade nasihaten muhtaç
1:15 görüyorum. Evet bu kitapları yazan zatın
1:17 cümlesi böyle. Ben kendimi herkesten de
1:19 yazdı ya da nasihaten muhtaç görüyorum.
1:21 Aslında bu bir düsturdur. Bir insan
1:23 kendi aklının kendine kafi olduğunu
1:25 düşündüğünde nasibi kesilmiş anlamına
1:27 gelir. Eğer bir insan kendi aklının
1:29 kendine yettiğini düşünüyorsa nasibi
1:31 kesilmiştir. Çünkü insanın bütün
1:34 bilgileri bazen bir tek öğrendiği
1:36 bilgiyle tamamen değişebilir. Bütün
1:38 bildiği her şey bir bilgiyle tam tersi
1:40 yüz olabilir. O yüzden insan her daim
1:42 kendisini eksik olduğunu bilmek zorunda
1:44 ki hakikatte de eksiktir zaten. İnsan
1:46 hakikate de eksiktir. İnsan her şeyi
1:48 bulabilecek olsaydı Allah peygamber
1:50 göndermezdim. Peygamberi niye
1:52 gönderiyor? Allah insan ancak Allah'ın
1:54 varlığını bilebilir. Fakat Allah'ın
1:55 emirlerini bilemez. Allah'ın sıfatlarını
1:57 hakkıyla bilemez. Ondan dolayı Cenab-ı
1:59 Hak peygamberleri gönderiyor. Derece
2:01 derece her birisiyle insanları terakki
2:03 ettiriyor. Dolayısıyla insanın en çok
2:05 bilmesi lazım gelen sadece bilgi olarak
2:08 değil vicdanen, hakikaten hissetmesi
2:10 lazım gelen şey kendisinin aslında
2:12 nasihat muhtaç olduğunu bilmesidir.
2:14 Hepimiz kendimizi bunda hakikaten böyle
2:16 bir ezbervari değil yani nasihat muhtaç
2:19 olduğumuzu hissetmemiz gerekiyor. Cenabı
2:22 Hak da mesela ben işte çok kimselerle
2:24 münazara yapıyorum bazen ateistlerle
2:25 şunlarla bunlarla. Bazıları gerçekten
2:27 ben konuşurken, risalei okurken orada ne
2:30 demek istediğimi anlamaya çalışıyor
2:31 adam. Yani oradan istifade etmeye. Eğer
2:33 öğreneceğim bir şey varsa öğreneyim diye
2:35 bakıyor. Bazılarıyla Ankara'da cebecde
2:37 olmuştu hukuk fakültesinde. Bazısı da
2:39 nasıl cevap versem acaba diye ben
2:41 konuşurken vereceği cevabı tasarlıyor.
2:43 Cenabı Hak buna hidayet vermiyor. Cenabı
2:45 Hakk'ın hidayet vermesi için insanın ben
2:48 eksik olan şeyi, eksik tarafımı öğrenmem
2:50 lazım. Bilgimde ne eksik var bir fark
2:52 edeyim. Belki bundan bir hakikat
2:53 öğrenirim. Belki bu arkadaştan bana bir
2:55 hakikat gelir. Belki bilgimde bir artış
2:57 olur diye bu hissiyatı taşıması
2:59 gerekiyor. Cenabı Hak ancak o zaman
3:00 hidayet veriyor. Çünkü ben nefsimi
3:02 herkesten ziyade nasihat muhtaç
3:04 görüyorum. Vaktiyle sekiz ayetten
3:05 istifade ettiğim sekiz sözü biraz önce
3:07 nefsime demiştim. Şimdi kısaca avam
3:09 lisan nefsime diyeceğim. Kim isterse
3:11 beraber dinlesin. Birinci söz. Şimdi ne
3:14 diyor? Eee, nefsime diyeceğim. Muhatap
3:16 kimmiş aslında burada? kendisi bir
3:19 davadaki tesir, bir sözdeki tesir onun
3:21 yaşanmışlığıyla ilgilidir. O yüzden ne
3:23 diyor? Hatta İbn Haldun'a atfedilen bir
3:25 söz vardır. "Çocuklarınızı ıslaha
3:27 çalışmayınız. Sadece çocuklara misal
3:29 olunuz. Çocuklar mutlaka sizi taklit
3:31 edecektir. Öyle ya da böyle bir şekilde
3:33 sizi çocuk taklit edecektir. Çünkü
3:35 gençlik döneminde, ergenlik döneminde
3:36 falan böyle insan anlayamıyor. Yani
3:38 böyle sağa sola savrılıyor çocuk. Ama
3:40 sonuçta 24, 25, 26 yaşlarına falan
3:42 geldiğinde akıl yavaş yavaş oturmaya
3:44 başladığında yerine o zaman yavaş yavaş
3:46 doğrular ve yanlışlar oturmaya başlıyor.
3:47 Öyle. O yüzden çocuğa iyi örnek olmak
3:49 çocuğa çok meseleyi anlatmaktan daha
3:51 mühimürdir. O yüzden dersin muhatabı
3:54 benim nefsimdir. Ben öyle düşünmem
3:56 gerektiği gibi herkes de aynısını
3:57 düşünmek zorunda. Bu ders sadece ve
3:59 sadece benim için yazılmıştır. Bu dersin
4:01 tek muhatabı var. O da benim. Bu ders
4:03 sadece benim içindir. Bismillah her
4:05 hayrın başıdır. Bu aynı zamanda hadis-i
4:07 şeriftir. Peygamber sallamın hadisidir
4:09 bu. Yani bismillah her hayrın başıdır.
4:11 Biz dahi başta ona başlarız. Yani
4:13 birinci söz olarak besmele. Bil ey
4:15 nefsim şu mübarek kelime İslam nişanı
4:17 olduğu gibi bütün mevcudatın lisanı
4:19 haliyle virdi zabandır. İmam Şafii
4:22 Hazretleri diyor ki Kur'an'da öyle bir
4:23 ayet var ki ehemmiyetine binaen 114 defa
4:26 nazil olmuştur. Bu ayet
4:28 bismillahirrahmanirrahim ayetidir. Biz
4:30 şimdi o kadar çok kullanınca ülfet olmuş
4:32 böyle. Sürekli ülfet olmuş ve yani
4:34 ayetin böyle özel olarak izahına çok
4:36 lüzum hissetmiyoruz. Ne var ki? Allah
4:38 rahmandır, Rahimdir. Rahman Rahim olan
4:40 adıyla. Ama Allah bunu 114 defa
4:42 söylettiriyor. Her surenin başında
4:44 söylettiriyor. Her hayırlı işin başında
4:46 burada olduğu gibi söylettiriyor. Niye?
4:48 Çünkü Cenab-ı Hak kendisini Rahman ve
4:50 Rahim olarak bilinmesini hakikatinin de
4:52 öyle olduğunun anlaşılmasını istiyor. Ne
4:53 diyor? Rahmetim gazabımı açmıştır. Bu ne
4:56 demek? Bismillahirrahmanirrahim
4:57 demektir. Eğer rahmeti gazabını açmış
4:59 olmasaydı buradaki Rahman ve Rahim
5:01 yerine başka kelime kullanırdı. Yani
5:03 kelimeleri bildiğimiz kelimeler
5:04 anlaşılması en zor olan kelimeler
5:06 olabiliyor. Bazen mübarek kelimesi gibi.
5:08 Mübarek kelimesini sorsak nedir mübarek?
5:10 İşte mübarek mübarektir. Yani ondan
5:12 sonra güzel bir manası var. Mübarek
5:14 gayet mübarek bir kelimedir. Mübarek
5:16 bereketli olan demektir. Mübarek eşittir
5:18 bereketli olan demektir. Peki bereket
5:20 nedir? Bereketin matematik açıklaması
5:22 yoktur. Matematikle anlaşılmaz. Köpek 8
5:25 10 yavru doğurur. Eti yenmez, derisi
5:27 giyilmez. Ömrü uzundur. Koyunun ömrü
5:30 kısadır. Eti yenir, derisi giyilir.
5:32 Sadece Kurban Bayramında 67 milyon küçük
5:34 baş kesilir. 23 milyon büyük baş
5:36 kesilir. Sonra senenin içinde ondan daha
5:38 fazla kesilir. Yani Kurban Bayramında
5:40 kesilenin kat fazlası sene içinde
5:42 kesilir. Ama gel gör bak ki koyun
5:44 sürüsünün sayısına bakın. Köpek sayısına
5:46 bakın. Yani arada korkunç bir fark var.
5:48 Niye öyle oluyor ki? Koyun bir tane
5:50 yavru doğuruyor. Yani 3 2 yılda koyun 3
5:52 yavru doğurur. Köpek ise bir senede 8
5:55 asgari 8 yavru doğur. 10 yavru 12
5:57 yavruya kadar çıkıyor. Ben gördüm çünkü.
5:59 E peki niye böyle? Çünkü kurban edilen
6:01 hayvanlar berekete mazardır. Diğer
6:03 hayvanlarda bereket yoktur. ömrünü bir
6:05 türlü tamamlayamıyor. Nasıl oluyorsa bir
6:07 türlü o sayıya ulaşamıyor. Bu şu anlama
6:10 geliyor. Bereket diye bahsettiğimiz
6:11 hadise. Mesela insanın evinde bir yaşlı
6:13 kimsenin, bir Müslümanın bulunması, anne
6:15 babanın bulunması, evinde yaşlı,
6:17 maaşının nasıl arttığına hayret edersin.
6:19 Yani yetmeyen maaş artmaya başlar. Bizim
6:21 hoca söylemişti. Samsun İlahiyat'ta
6:23 hizmetli arkadaşlardan biri söylemiştim.
6:25 bizim hocayı anlatıyor. Hocam diyor
6:27 bizim birader diyor vefat etti diyor. Üç
6:29 yetimi bana kaldı diyor. Üçüne birden
6:31 bakıyorum ben diyor maaşımın arttığını
6:33 gördüm diyor. Maaşım arttı benim diyor.
6:34 Sonra onlar işte epey bir kaldılar
6:36 yanımda. Sonra köye gittiler, çektiler
6:38 gittiler diyor. Gittiğimde diyor aynı
6:39 maaş yetmez oldu diyor. Ne oldu Cenabı
6:41 Hak? Ne diyor? İhtiyarlar içerisinde o
6:44 eee ihtiyarların rızkını Cenabı Hak
6:47 böyle bahil şey eee hırslı insanların
6:50 sırtına yüklemez diyor. Ne yapıyor?
6:52 bereket suretinde gönderiyor. Üstat
6:53 diyor ki, "Dört tane kedim vardı. Bana
6:55 gelen kainat ekmek kafi geliyordu. Ne
6:58 zaman gittiler yetmez oldu." Şimdi
6:59 bereket hakikaten böyle ancak
7:01 basiliretle anlaşılabilen bir şeydir.
7:03 Bereket basiletle. Şimdi kainatta da
7:05 bereket var. Kainattaki bereketi ifade
7:08 eden de bismillahirrahmanirrahim'dir.
7:09 Kainatta bereket anlamını ifade eden
7:11 yani görünenle sonuçları, olan ile
7:14 sonuçları arasındaki o farkın çok fazla
7:16 olduğunu ifade eden hakikatleri
7:18 kainattan gösterecek. Biz de ona
7:19 bakacağız. Şimdi İslam nişanı olduğu
7:21 gibi bütün mevcudatın lisanı haline
7:23 verdiği zamandır. Yani biz de
7:25 lisanımızda söylediğimiz gibi mahlukat
7:27 da lisan-ı halle söylüyor. Nasıl
7:28 söylüyor peki? Bismillah ne büyük
7:30 tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir
7:32 bereket olduğunu anlamak istersen, hem
7:34 kuvvet hem bereket olduğunu anlamak
7:35 istersen, bereketi yine daha biraz
7:37 önceki gibi aklımızda bulunsun. Görünen
7:39 ile neticesi arasında çok fark vardır
7:41 bereketin. Eee, normalde bizim matematik
7:43 hesabı yapsak o sonucun çıkmaması lazım
7:45 gereken fazlası çıkıyor. Bereket
7:46 olduğunu anlamak istersen şunu temsili
7:48 hikayeciye bak dinle. Şöyle ki bedevi
7:50 Arap çöllerinde seyahat eden adama
7:52 gerektir ki bir kable reisinin ismini
7:54 alsın. Şimdi bismillahın manası neydi?
7:57 Allah'ın ismiyle. Bismillah Allah'ın
7:59 ismiyle. Aslında daha önce bahsetmiştik
8:02 hatırlıyorsanız eee bismillah kelimesi
8:04 yarım cümleciktir.
8:05 Bismillahirrahmanirrahim. Tam cümle
8:06 değildir. Yüklemi yoktur. Yüklemi
8:08 olmayan bir yarım cümleciktir bu. Rahman
8:11 ve Rahim olan Allah'ın adıyla deyip
8:13 bırakmıştır. Yani öbür kısmını sen
8:15 tamamlıyorsun. Bismillahirrahmanirrahim.
8:17 Allah'ın ismiyle başlarım. Allah'ın
8:19 ismiyle işlerim, yaparım, ederim,
8:21 koşarım gibi. O kısmı Allah yarım
8:23 bırakmış. Yani Allah'ın adıyla gerisini
8:26 sen söyle. İşte Allah'ın adıyla,
8:28 Allah'ın ismi ne demek?
8:29 Bismillahirrahmanirrahim. Bir kabl
8:31 reisinin ismini alsın. Ne demek ismini
8:32 almak? Ve himayesine girsin. Himayesine
8:34 girmek demekmiş. Bu hakikat tek başına
8:37 bir tefekkür meselesidir. Bismillah
8:38 demekle Cenab-ı Hakk'ın himayesine
8:40 girmiş olmak meselesi, nasıl girildiği
8:43 meselesi tek başına bir tefekkür
8:45 meselesi. Niçin girecek? ta Şakirlerin
8:47 şehrinden kurtulup hacatını,
8:49 ihtiyaçlarını tedarük edebilsin. Ne
8:50 olacak peki himayesine girmezse? Yoksa
8:52 tek başıyla hassiz düşman ve
8:54 ihtiyacatına karşı perişan olacaktır.
8:56 Çünkü insanın bileğinin kaldırabileceği
8:58 kuvvet bellidir. Çekebileceği yük bekli
9:00 bellidir. İlginçtir. İnsan tek başına
9:02 insan tek başına ancak hiçbir şey
9:04 olmayacak. Her şey hazır olacak. Bütün
9:06 yiyecekler hazır olacak. İçecekler hazır
9:08 olacak filan. Ancak oradan insan kendine
9:10 bakabilir. Eğer bunların yiyeceğin,
9:11 içeceğin bir kısmı orada yoksa insanın
9:13 gücü bunun tamamını yapmaya yetmiyor.
9:15 Başka insanların yardımı gerekiyor.
9:16 İnsan tek başına mahlukatın içindeki en
9:19 zayıf canlıdır. İnsan tek başına
9:21 mahlukatın içindeki en zayıf canlıdır.
9:23 Tavşan kadar bile kendi ihşesini temin
9:25 edemez insan. Tavşan kadar dahi kendi
9:27 ihşesini temin edemeyen bir varlık. İşte
9:29 böyle bir seyahat için iki adam sahraya
9:31 çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi
9:33 mütevaziydi. Diğeri mahrur. Evet. Biraz
9:36 önce bahsettiğimiz hani bir kimseye
9:38 meseleyi anlatıyoruz. Müzakere
9:40 yapacağız. Anlatacağız. İslamiyet
9:41 anlatacağız. Biz konuşurken risaleden
9:43 bir meseleyi anlatırken karşıdaki adam
9:45 ya böyle ne cevap versem buna ne cevap
9:47 versem diye düşünüyor. Yahut da bir
9:49 dakika ya bir anlayayım önce ne dedi ya
9:50 bir önce anlattığını bir sindireyim diye
9:52 düşünüyor ya. İşte bu birisi mütevazi
9:54 birisi mahrur her yerde kendini
9:56 gösteriyor. Birisi mütevazi biri mağrur.
9:58 Mağrur olan seni dinlemiyor. Mağur olan
10:01 senden bir şey öğreneceğine dair bir şey
10:02 öğrenmek de istemiyor. Tek istediği
10:05 nedir? Sen beni tasdik et. Sen beni
10:07 tasdik et. İşte bu mağrur. Mütevazi bir
10:10 reisin ismini aldı. Yani bir reisin
10:12 himayesine girdi. Mağrur almadı. Benim
10:15 aklım bana yeter. Dedi. Gücüm de bana
10:17 yeter. Dedi. Alanı her yerde selametle
10:19 gezdi. Bir kat tarike rast gelse, bir
10:21 eşkeye rast gelse der, "Ben filan reisin
10:24 ismiyle gezerim." Bismillah'ın manası
10:25 neydi? Allah'ın ismiyle. Yani ben filan
10:27 reisin himayesindeyim, korumasındayım.
10:29 Şaki def olur gider ilişemez. Bir çadıra
10:32 girse o nam ile hürmet görür. Ha filan
10:34 reisin adamı geldi diye hürmet görür.
10:36 Öteki mağrur bütün benim aklım ve
10:39 bileğim bana yeter diyen bütün
10:40 seyahatinde öyle belalar çeker ki tarif
10:42 edilmez. Daima titr daima dilencilik
10:45 ederdi. Hem zelil hem rezil oldu. İşte
10:48 ey mağrur nefsim. Ha bu mağrur demek ki
10:51 dindar olduğun zaman sendeki mağrurluk
10:53 gitmiyor. Yani mağrurluk ortadan
10:55 kalkmıyormuş. Aa ben artık dindar oldum.
10:57 Ben artık iman ettim. Ben artık ondan
10:59 sonra mağrur değilim. Mütevaziyım. Öyle
11:01 bir şey yok. Nasıl öyle bir şey yok?
11:02 Nefis nedir? Nefis. Nefis içimizde
11:04 yaşayan gavurdur. Nefis içimizdeki
11:06 gavurdur. Nasıl ki melaike, akıl ve ruh
11:09 senin cennete gitmen için çabalarken o
11:11 da cehenneme gitmek için çabalıyor. İşi
11:13 o yani. Ondan sonra insanı kötü tarafı
11:15 seçtirecek. İnsanda akıl ve ruh ise iman
11:17 ise hayır tarafı seçtirecek. Bizim
11:19 içimizde nefis denen bir gavur var.
11:22 Nedir o? Allah'ı dinlemek istemiyor.
11:23 Kendini Rab tanımak istiyor. Firavun
11:26 ilahlığını söylemedi mi? Bu adam
11:27 ilahlığını söyleyen bu adam tuvalete
11:29 gitmiyor muydu? Gidiyordu. Yemek yedi
11:31 yemediği zaman aç kalmıyor muydu? aç
11:32 kalıyordu ama utanmazlığına bakın insan
11:35 öylesine saviyesiz, öylesine alçak olur
11:37 ki tuvalete gidiyorsun, yemek yiyorsun
11:40 yani uyumazsan gözünü açamıyorsun ama
11:41 ilah olduğunu söyleyecek kadar
11:43 alçaklaşabiliyor. Evet, insan böyledir.
11:45 Eğer nefis kendi başına bırakılırsa
11:47 avukat gibi kendini müdafaa eder. Avukat
11:49 gibi neredeyse kendinin ilah olduğunu
11:51 söyleyecek. Yani avukat gibi derken
11:53 kendini savunma anlamında. Evet. İşte ey
11:55 mahrun nefsim yani Cenabı Hak'a karşı
11:58 nazlanan nefis demektir. Patrona karşı
12:00 nazlanamıyor ama Allah'a karşı
12:02 nazlanıyor. Patronlar diyor ki devlet
12:04 diyor ki şu saatte işe başlayacak sabah
12:06 8:00'da o hemen o saatte erkenden kalk
12:09 uyku myku akşam kaçta yatarsan yat akşam
12:11 gözlerin kıpkırmızılı olsa da
12:12 kalkıyorsun servise biniyorsun herkesin
12:14 suratı asık işe gidiyor kartı basıyor
12:16 giriyor filan içeriye. Ama Cenabı Hak
12:18 kalk namaza dediğinde nazlanıyor. İşte
12:20 mağrur gururlu olmak mı? Allah'a karşı
12:22 nazlanmak. Namazı kılmamak. Haz Ali
12:24 hakkında Kur'an ne diyor? Rukyan süccede
12:26 bütün sahabe içinde en fazla namaz kılan
12:29 Haz Ali radıyallahu anh. Dolayısıyla
12:31 içlerinde ilmin ben ne diyor peygamber?
12:33 Ben ilmin şehriyim Ali kapısıdır. İlimde
12:35 nihayetsiz bir ilme sahip. Devemin
12:37 yuları kaybolsa Kur'an'dan bulurum
12:39 diyecek kadar ilme sahip. Bu ilmin
12:41 neticesi en fazla sahabe içinde namaz
12:43 kılmaktır. Cenab-ı Hakk'ı bilmek ona
12:45 ibadet etmeyi netice verir. Allah'ı ne
12:47 kadar biliyorsan bu senden secdenin o
12:49 kadar fazla geleceği çıkacağı anlamına
12:51 gelir. Cenab-ı Hak'a o kadar tefekkür
12:53 edeceğin anlamına gelir. Cenab-ı Hak'a o
12:54 kadar muhabbet edeceğin anlamına gelir.
12:56 Bu bizati Haz Ali'nin radiyallah
12:58 şahsında gözükür. Allah'ı bilmek ona
13:00 itaat etmeyi inkiyat eder. En fazla ilim
13:03 onda vardır. En çok da ibadet eden Haz
13:05 Ali'dir radıyallahu anh. Evet. Sen
13:07 sayyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür.
13:09 Azzin fakrın hassizdir. Azzin ve fakrın
13:12 hadsizdir. Düşmanın hacatın
13:14 nihayetsizdir. Mahlukatın içinde en çok
13:16 ihtiyaç ile yaratılan insandır.
13:17 Mahlukatın içinde en çok ihtiyaçla
13:19 yaratılan insandır. Şu anda bir markete
13:21 girsek ister alı gıda marketi olsun
13:23 isterse yapı market olsun içe içeride
13:26 gördüğümüz her şey insanın ihtiyacıdır.
13:28 Ya neemen bir varlıktır bu ya. Bir
13:30 markete giriyorsun 40.000 50.000 60.000
13:32 100.000 kalem mal var. Hepsi insanın
13:34 ihtiyacı. Bir tane kediyi koy içeri
13:36 bakalım kaç şey seçiyor. Buldu. Ver bir
13:39 mama, bir su. Ah dünya Allah razı olsun.
13:41 Bitti her şey. Bu kadar yani. Kedinin
13:42 ihtiyacı bir su şey bir mama bir su. Bir
13:45 de gece kafasını sokacak bir yer bulursa
13:47 azıcık ki bulmasa da olur. Onlar çok
13:48 fark etmiyor. Tamam bitti. Bütün dünya
13:50 meselesi, dünyası bitti. Ya insanda ise
13:53 insanın ihtiyacı diyor hayalin gittiği
13:55 yere kadar geniştir. İnsanın ihtiyacı
13:58 hayalin gittiği yere kadar geniştir.
14:00 Madem öyledir şu sahranın malik ebedisi
14:03 ve hakim ezelisinin ismini al. Kimdir
14:05 kainatın malik ebedisi ve hakim ezelisi?
14:07 Cenab-ı Hak'tır. Onun ismini al. Yani
14:09 bismillah de. Yani onun himayesine gir
14:12 demektir. Ta bütün kainatın
14:14 dilenciliğinden ve her hadisatın
14:16 karşısında titremeden kurtulasın. Şu
14:18 anda Filistin'de yapılan zulmü
14:19 Avrupa'da, Amerika'da, dünyanın birçok
14:21 yerinde öğrenen bazı insanların sözleri
14:23 mutlaka herkes bir şekilde görmüştür.
14:24 Diyor ki, "Nasıl oluyor? Nasıl oluyor?
14:27 Hiç şikayet etmiyor. Nasıl oluyor? Ya
14:29 Rabbi bak bu evladımı kurban verdim.
14:31 Razı mısın? Bak hepsini vereyim. Benden
14:32 razı ol yeter ki. Nasıl oluyor diyor.
14:34 Ben bunu yapamam diyor. Yani böyle bir
14:35 şey olmaz. İnsanın en değerli malı
14:37 canıdır. Yani insan en fazla en fazla
14:39 canı üzerine titrer. Ya Rabbi sana feda
14:41 olsun. Yeter ki benden razı. Nasıl
14:42 oluyor böyle bir şey? Burada bir
14:44 gariplik var. Hatta bazıları yazıyor.
14:45 Ben de istiyorum ondan. O duygudan ben
14:47 de istiyorum. Nasıl olur ya? Ölüm
14:49 gelince gülecek. Ölümün anlamı olmak.
14:51 Çünkü Allah'ın himayesine girince
14:53 kainatın dilenciliğinden kurtulmuş olur.
14:55 Ta bütün kainatın dilenciliğinden ve her
14:57 hadisatın karşısına titremeden
14:59 kurtulasın. Evet. Bu kelime öyle mübarek
15:01 bir definedir ki mübarek bir definedir
15:03 ki senin nihayetsiz azzin ve fakrın seni
15:06 nihayetsiz kudrete rahmete rapt edip
15:08 Kadir Rahimin dergahında azzı fakra en
15:10 makbulür şefaatçi yapar. Çok ilginç.
15:12 İnsanda devasa bir definenin bir
15:14 anahtarı varmış. O devasa bir definen
15:16 anahtarı da insandaki az ve fakırmış.
15:18 Allah Allah. Üstat o yüzden mi bu
15:21 mesleğin dört esası az, fark, şeffat ve
15:24 tefekkürdür diyor acaba? Evet. Bundan
15:26 dolayı diyor. Niye? Çünkü nihayetsiz
15:28 derecede zengin, nihayetsiz derecede
15:29 kudretli bir insanın merhametini,
15:32 yardımını celbedebilmek ona karşı az
15:34 göstermekle olur. Aynı şey bizde de
15:35 olmuyor mu? Köşeye döndük. İki tane
15:37 dilenci var. Bir tanesi böyle niye para
15:39 atmıyorsunuz buraya? Para atsanıza der
15:40 gibi duruyor. Orada atmayana kızıyor
15:42 filan. atsana para filan böyle gibi.
15:44 Öbürü ise boynunu bükmüş. Böyle insanda
15:46 gayri ihtiyari az ve insandaki yardım
15:48 etme hissiyatını tahrik eden hangisi?
15:50 Onun gösterdiği az. Bizdeki merhamet ne
15:53 kadar çoksa bu merhamete azz ile
15:55 sığınıldığında benden yardım o kadar çok
15:56 gider. Bu sonuçta Cenab-ı Hak'tan insana
15:59 tecelli eden bir hasrettir. Dolayısıyla
16:00 Cenab-ı Hakk'ın nihayesi nedir? Kadiri
16:02 rahim. Kudreti nihayetsiz, merhameti
16:04 nihayetsiz olan Cenabı Hakk'ın yardımını
16:07 celbedebilmek, ona karşı azzini
16:09 göstermek orandadır. Biz mesela
16:10 sahabenin en yani şiddetlerinden,
16:13 sertlerinden biri kimdir? Hz. Ali'dir
16:14 radıyallahu anh. Öylesine bir şeyi var
16:16 ki, cesareti var ki gözünün gördüğü
16:18 hiçbir şeyden korkmayan. Şimdi peki biz
16:19 Haz Ali radıyallahu anh yalnız başına
16:21 farz-ı mal namaz kılarken görsek? Farz-ı
16:23 mal hani yalnız kılmazlar da genelde
16:25 biliyorsun onlar hep cemaatle kılar.
16:27 Cemaatsiz namazları yoktur. Ama farzı
16:28 mal diyelim ki biz sabah namazını Haz
16:30 Ali radıyallahu an yalnız başına
16:31 kılarken görsek böyle uzaktan Hzreti Ali
16:34 midir diye şaşırız yani. Niye? Deriz ki
16:35 ya insanların en acizi bu herhalde.
16:37 Herhalde insanların en masumu en şeyi bu
16:39 yani böyle. Niye? Çünkü Cenabı Hakk'ın
16:41 karşısında azzi ne? İlim sahibi olduğu
16:43 için sonuna kadar biliyor ve Cenab-ı
16:45 Hak'a karşı azzinin sonuna kadar
16:47 hissediyor. Ve azzin ifadesiyle o azzin
16:50 ifadesiyle Cenab-ı Hak'a karşı huzurunda
16:52 en aciz, en zayıf, en muhtaç insan
16:54 olarak ibadetini yapıyor. Onları büyük
16:56 yapan Allah'a karşı azlerini bilmektir.
16:59 Bizi küçük yapan Allah'a karşı azimizin
17:01 farkında olmamaktır. İnsanda enaniyet ne
17:03 kadar fazlaysa hakikatlerin derki o
17:05 kadar zorlaşıyor. Şeyde konferansın
17:07 içinde ne diyor? Biz bir kitap
17:09 arıyorduk, nasihat arıyorduk. Ama bize
17:11 bu nasihati yapacak kimsede bazı
17:12 kuralların olmasını kendimize şart
17:14 koşmuştuk. O ne? Birincisi hakikatlerin
17:16 derkine mani olan enaniyet, benlik,
17:18 gurur gibi arızalardan hali olması. Onun
17:20 olmaması. Niye? Çünkü insanda enaniyet
17:22 varsaydı demek gururdur. Buradaki gibi.
17:24 Hakikati anlayamaz. Hakikatin kapısı
17:26 açılmaz. Hakikati dinleyemez. İnsana
17:28 gelen ilmin miktarı, enaniyet ortadan
17:31 kalktığı miktardadır. O büyüklüğün
17:32 nedeni Allah'a karşı azı bilmek. Allah'a
17:34 karşı azı biliyor ama kafire karşı çok
17:36 şiddetli. Evet. Bu kelimeyle hareket
17:38 eden o adama benzer ki askere kaydolur.
17:41 Devlet namına hareket eder. Hiçbir
17:42 kimseden pervası kalmaz. Kanun namına,
17:45 devlet namına der. Her işi yapar. Her
17:46 şeye karşı dayanır. Niye? Devlete
17:48 istinat ettiği için her şeye karşı
17:50 dayanır. Başta demiştik. Bütün mevcudat
17:52 lisan-ı halle bismillah der. Öyle mi?
17:53 Lisan-ı halle, diliyle değil de haliyle
17:56 bismillah der. Yani neydi bismillah?
17:58 Allah'ın ismiyle hareket eder. Öyle mi?
18:00 Evet. Nasıl ki görsem bir tek adam
18:02 geldi. Bütün şehir ahalisini cebren bir
18:04 yere sevk etti. zorla bir yere sevk etti
18:06 ve cebren zorla işler de çalıştırdı.
18:09 Yakinen bilirsin. Bu kelime mühimdir.
18:11 Yakinen bilirsin. O adam kendi namıyla
18:13 kendi kuvvetle hareket etmiyor. Belki o
18:15 bir askerdir. Devlet namına hareket
18:17 eder. Bir padişah kuvvetine istina eder.
18:19 Burada şimdi iki düsturu bileceğiz. Bir
18:21 tanesi kavram olarak yakin kelimesi.
18:24 Yakin aksi olmayan kesin delil demektir.
18:27 Aynen bürhan gibi bürhani bilgidir.
18:30 Yakini bilgi. Yakini bilgi bürhani
18:32 bilgidir. Tartışmasız. Mesela orada
18:35 Burak'ın orada oturuyor olması yakini
18:36 bir bilgidir. Eğer Burak olmamış olsa
18:39 biraz önce konuşmayının varlığını neyle
18:41 izah edeceğiz? Yani yakini bilgi denen
18:43 bilgi. Hani bu eskiden yazarlardı kart
18:45 yazarlardı. Kartın arkasına yazarlardı
18:47 hamile kart yakınımdır diye yazıyorlar.
18:50 Yakınımdır değildir o. Yakinimdir. Yani
18:52 bazıları bilmediği için şeyi hamile kart
18:54 yakınımdır filan. Öyle değil. Hamili
18:56 kart yakinimdir. Nedir? Ben bunu
18:58 tanıyorum ve ben buna kefilim demektir.
19:00 Kefil olacak kadar bilgim var anlamına
19:02 gelir. Hamile kart yakinim dediği yakini
19:04 bilgi kesin. Şimdi bu yakini bilgi ne
19:06 diyor? Bir adam geldi buraya tek başına
19:08 herkesi topladı götürüyor. Götüremez
19:10 yani. E mümkün değil yani. Bir tokat
19:12 çaktır mı iki takla atar yani. Niye? E
19:14 çünkü onun bileğinin kuvveti buradaki
19:16 100 bileğin kuvvetini geçemez. Ama
19:18 topladı götürüyor ise bu onun bileğiyle
19:20 iş yapmadığı anlamına gelir. Yakini
19:22 olarak yakini bilgi diyor ki arkadaş bu
19:24 adam 100 kişiyi toplayıp götüremez. e
19:26 götürüyor. He o zaman o bileğinin
19:28 kuvveti değil arkasındaki kuvvetten
19:30 kaynaklanıyor. Bakın yakini bilgi diyor
19:32 ki eğer bir şey kendi kuvvetinin
19:34 üzerinde iş yapıyorsa arkasında büyük
19:35 bir kuvvet vardır. Eğer bir şey kendi
19:38 ilminin üzerinde iş yapıyorsa arkasında
19:40 büyük bir ilim vardır. Yakini bilgi
19:41 diyor ki eğer bir şey kendi
19:43 kapasitesinin üzerinde iş yapıyorsa
19:44 arkasında büyük bir kapasite vardır.
19:46 Yakini bilgi diyor ki, "Eğer bir şey
19:48 olduğundan daha çok, sahip olduklarından
19:50 daha fazlasını yapabiliyorsa arkasında
19:52 büyük bir güç vardır, kuvvet vardır,
19:54 ilim vardır vesaire diye söylüyor.
19:56 Yakini bilgi bunu söylüyor. Şimdi bu
19:58 düstura bakarak kainata bakacağız.
20:00 Gözümüzü açıp bakacağız. Kur'an'ın
20:01 dediği gibi efela tenzurun. Gözünüzü
20:03 açıp bakmıyor musunuz? Efelete
20:05 tefekkerun düşünmüyor musunuz? Efel
20:06 tedbeberun hiç de ölçüp içmiyor
20:08 musunuz?" dediği gibi Kur'an'ın biz de
20:09 kainata bakacağız. Acaba kainatta kendi
20:11 ilminin üzerinde iş yapan şeyler var mı?
20:13 Kendi kapasitesinin üzerinde iş yapan
20:15 şeyler var mı? Kendi kuvvetinin üzerinde
20:16 iş yapan şeyler var mı? Varsa ne
20:17 diyeceğiz? He bunun arkasında büyük bir
20:19 kuvvet var. Ne dedi burada? Kainat
20:21 lisanı halle bismillah der. Ne demek?
20:22 Bismillah der demek ne demek? Yani
20:24 kapasitesinin üzerinde iş yapar.
20:25 Allah'ın yardımıyla ancak iş yapar.
20:27 Allah'ın kuvvetiyle iş yapar. Bakalım
20:29 şimdi bakalım kainata kendi gücünün
20:31 üzerinde iş yapan şeyler var mı? Varsa
20:33 ne diyeceğiz? Arkasında büyük bir kuvvet
20:34 var diyeceğiz. Nedir o? Öyle de her şey
20:36 Cenab-ı Hakk'ın namına hareket eder ki
20:38 zerecikler gibi tohumlar, çekirdekler
20:40 başlarında koca ağaçları taşıyor. Dağ
20:42 gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek ki her
20:44 bir ağaç bismillah der. Hazine-i rahmet
20:45 meyvelerinden ellerini dolduruyor.
20:47 Bizlere tablacılık ediyor. Ne kadar
20:48 basit değil mi? Yani burada ne var ki?
20:50 Nasıl bir harikalık var ki? Atıyorsun
20:52 elmanın çekirdeğini, koskoca ağaç
20:54 çıkıyor. Ne var ki bunda? Yani elma
20:56 çekirdeğinden, elma ağacının çıkmasından
20:58 daha normal olan ne var? Burada Allah'ın
21:00 varlığına delil nerede dersek acaba
21:03 böyle bir cihazı bizim yapmamız,
21:04 yapmamız eee durumunda nasıl olur diye
21:06 düşünelim. Tefekkür budur. Yani akşam
21:09 bahsettiğimiz gibi öyle bir çekirdek
21:11 gibi biz de bir şeyi tasarlayalım atalım
21:13 toprağa çıksın. Yani mesela bir tane
21:15 çipi atalım toprağa. O toprak da
21:17 büyüsün, neşem bulsun, gelişsin ve sonra
21:19 bir bilgisayar meyve versin. Ne güzel
21:21 olur değil mi? Bak ne harika olurdu ya.
21:23 Böyle euro muro yükseliyor diye derdimiz
21:25 de olmazdı. Al sana al bak al. Aha çift
21:27 sana çip. At şunun toprağı falan. Ama
21:29 bak kirli toprağı atma sakın. Humusluya
21:31 at. Orada iyi büyüyor. Tamam mı? Humuslu
21:33 toprağı bir atıyorsun filan. Böyle güzel
21:34 de suluyorsun falan. Yeşeri filan. Aa ne
21:36 güzel bilgisayar çıktı filan. Komik
21:38 değil mi? Bundan daha komiği o çamurdan
21:40 şekerli elmanın çıkması. O çamurdan
21:43 güzel kokulu elmanın çıkması, o çamurdan
21:45 o çekirdek gibi bir çekirdeğin çıkması
21:48 aklın muazenelerine uymaz. Hiçbir şey
21:50 kendi kendini yapamayacağı halde elma
21:52 çekirdeğinden binlerce elma çekirdeğinin
21:54 tekrar çıkması gösteriyor ki bu onun
21:56 kapasitesinin ve ilminin ve gücünün,
21:57 iradesinin üzerinde bir iştir. Bunu o
21:59 yapamaz. nereden bilecek toprak içindeki
22:01 hangi atomu çekeceğini, hangisini
22:03 hangisiyle birleştirip nereye gönderip
22:04 yaprağının desenini diğer elma
22:06 ağaçlarına benzeteceğini, diğer elma
22:07 ağacı yaprağından farklı armut
22:09 yaprağından farklı yapması gerektiğini,
22:10 kokusunu yapmak için gerekli kimyasal
22:13 nereden bilsin? Bizim bu konuda tek
22:14 bildiğimiz, bizim bu konuda tek
22:16 bildiğimiz altını çiziyorum bilgi olarak
22:18 çok biliriz ya biz Allah'ı inkar edenler
22:20 de çok bilir ya. He bildiği tek şey
22:22 şudur. Elma çekirdeğini atarsın elma
22:24 çıkar. Nasıl çıktı? Cevap yok. Sen
22:27 çıkart bakayım yap. Cevap yok. Aklen bir
22:29 çöz bakayım. Cevap yok. Birisine
22:31 yazmışız yorumlarda yazmış. Çekirdek
22:33 diyoruz. Ondan sonra içinde çekirdeğin
22:35 içinde yazılım yazılımı yazan kimdir
22:37 diye söylemişim. O da yorum yapmış. Ne
22:40 alakası var? Çekirdekte yazılımın ne işi
22:41 var diye yazmış. Birisi de ona demiş ki
22:43 çekirdekte DNA yok mu? Diyor ki adam DNA
22:46 ne demek? Müslümanın işi zor ya.
22:48 Müslüman işi esahtan zor ya. Adam dinsiz
22:50 adama bile önce dinsizliğini
22:51 öğretiyorsun ki. Dinsizlik ne demek?
22:53 Sonra ispat ediyorsun Allah'ın
22:54 varlığını. Yani hiçbir kavramı hiçbir
22:56 kavramı doğru değil yani. Evet. Şimdi
22:59 yeryüzündeki mucize en çok
23:01 gördüklerimizdir. Kur'an ayın
23:03 bölünmesinden bir kere bahseder.
23:05 Peygamberimizin bir avuç toprağı
23:06 attığında herkesin gözüne bir avuç
23:08 toprağa girmesinden, toprağın
23:09 girmesinden bir kere bahseder. Ama
23:11 çiçekten, böcekten, el hurmadan,
23:14 üzümden, yağmurdan, güneşten, aydan
23:16 sürekli bahseder. Niye? Çünkü en büyük
23:19 mucize bunlardır. Yağmur yağmazsa hemen
23:21 yağmur namazının vakti geldiği için
23:23 elimizi açıp ya Rabbi işte hani
23:25 anlıyorsun, görüyorsun halimizi yani.
23:26 Ama kimse kalkıda güneş bugün niye
23:28 vaktinde doğdu diye kimse şey yapmıyor,
23:30 şükretmiyor. Niye? Allah kanuna tabi
23:32 kılınca güneşin ya Rabbi güneşi doğur
23:34 diye kimsenin aklına gelmiyor bile.
23:36 Halbuki kardeşim 14 milyar senedir
23:38 100.000 neyse artık o kadar dönen bir
23:40 saniye hata yapmadan şükrü şükrü
23:42 gerektirmiyor mu? Bu kadar mı normal bir
23:44 şey? Hareket ediyorsa bir şey kuvvetten
23:46 gelmiyor mu? düzenli hareket ediyorsa
23:48 düzenli müdahaleden gelmiyor mu?
23:49 Milyarlarca senedir hiç şaşmadan hareket
23:51 etmesi onun kontrol edildiğini
23:53 göstermiyor mu? Bu kontrol edilme edilme
23:55 olmasa insan için şu sabah güzel güneşin
23:58 doğmasının gerçekleşmeyeceği anlamına
23:59 gelmiyor mu? Çamurdan şeftalenin nasıl
24:02 meydana geldiği niçin tefekküre dahil
24:04 olmuyor? Kur'an o yüzden büyük mucizeler
24:06 olarak büyük mucize olarak küçük
24:08 gördüğümüz sivri sinekten bahseder.
24:10 Sinekten bahseder örümcekten bahseder.
24:13 Hurmadan bahseder üzümden, nardan
24:15 bahseder. Güneşin, ayının hareketinden
24:17 bahseder. Yağmurun yağmasından bahseder.
24:19 Mucize bunlardır. Ama insan neyi mucize
24:22 görüyor? Ayı bölerse mucize. Ayı
24:24 bölmekten daha büyük bir mucize. Ayı
24:26 bölmekten daha büyük bir mucize çamurdan
24:29 şeftali yaratmaktır. Ayı insanlar da
24:31 bölebilir. Yani bütün nükler
24:33 silahlarını yeryüzüne yapabilecek
24:34 hepsini koy. Ayın çekirdeğine farzıman
24:36 mümkündür. Yani bir şekilde bir şekilde
24:38 parçalayabilir yani. Çünkü sonuçta bir
24:40 patlama güç ister. Çekirdekten çekirdek
24:43 yapsana. Çekirdekten çıkartsana elmayı.
24:45 yapamazsın. Kur'an o yüzden bir kere
24:47 ayın bölünmesinden bahseder ama bin kere
24:49 tutup o çekirdekten, yağmurdan, sudan,
24:52 aydan, güneşten bahseder. Evet. Demek ki
24:55 o çekirdek gücünün üzerinde, ilminin
24:57 üzerinde iş yapıyor. Demek ki bismillah
24:59 der. Yani Allah'ın yardımıyla, izniyle
25:01 hareket eder. Her bir bostan bismillah
25:03 der. Matbaha-i kudretten, kudret
25:05 mutfağından bir kazan olur ki çeşit
25:07 çeşit pek çok muhtelif lezisiz tamamlar
25:09 içinde beraber pişiriliyor. Hani
25:10 birincisinde çekirdek mi yaptı acaba?
25:12 Yok zor. Çekirdeğini yaptı dersek
25:14 birinci misalde çekirdeğin toprak
25:16 içindeki elementleri tanıdığını,
25:17 atomları tanıdığını, onları seçtiğini,
25:19 lazım olan miktarda lazım olanlarla
25:21 birleştirip hareket ettirip yoluna
25:23 arkadakilere gelecek olanlarda yol
25:24 açarak gidip yerleştiğini kabul etmek
25:26 lazım. O zaman çekirdeğe, ilim, irade ve
25:27 kudreti vermek gerekiyor. Allah'ı kabul
25:29 etmezse çekirdekte ilim, irade ve
25:31 kudretin var olduğunu kabul etmesi lazım
25:32 geliyor. Yok bu kafamıza yatmadı ya.
25:34 Çekirdek böyle toprağın içindeki
25:35 elementleri seçip birleştirip
25:36 yönlendiremez. Bu bizim zekamızla bile
25:38 olmaz. Ha o zaman ikinci bir ihtimal
25:39 daha var. Nedir o? O zaman toprak
25:41 çekirdeğin içindeki programı okudu. O
25:43 programa göre kendi içindeki atomları
25:45 seçti, birleştirdi, yerleştirdi. Hareket
25:46 ettirip gönderip o deseni meydana
25:48 getirdi. O şekerli tadı meydana getirdi.
25:50 O güzel kokuyu meydana getirdi ve o
25:52 biçimi meydana getirdi. Üzümün asmasına
25:54 martın 8'inde başlar. Biliyorsunuz
25:56 martın başlarında hemen de bütün
25:58 haşelerde bitkilerde hareket başlar. Şey
26:00 hareketi, suyun hareketi o sıralarda
26:01 falan başlıyor. Ben çok seviyorum yani
26:03 onu böyle onu o zaman geldiği zaman
26:05 kesiyorum ucunu falan. Akşam koyuyorum
26:06 sabahleyin bir bardak su oluyor yani.
26:08 Tavsiye ederim. Şifalıymış. ed diyorlar.
26:10 Bildiğiniz buz gibi su oluyor. Sabah
26:12 içiyorum onu. Çok merak ediyorum
26:13 hakikaten. İnsan niye düşünmez? Üzüm
26:15 asmasını kestiğimde şıp şıp damlayarak
26:17 sabaha kadar bir bardak su oradan
26:18 çıkıyor. Bu suyun tadında şeker yoktur.
26:20 Onları da geçtim. Yani bu suyun bu suyun
26:22 içinde çekirdek yoktur, üzüm yoktur. Hiç
26:24 onu geçtim ama bu su nasıl oluyor da
26:27 üzüm tanesi şeklini alıyor? Nerede bunun
26:30 kalıbı? Bir şeyi bir borunun ucundan bir
26:33 şekil meydana getirmek istiyorsan bir
26:35 sıvı akışkan diyelim ki havayı görünce
26:36 sertleşen bir sıvı akışkan var. Bu sıvı
26:38 akışkandan bir şekil meydana
26:40 getireceksen o borunun üzerinden giden
26:41 sıvı akışkanının olduğu yerde bir
26:43 kalıbın olması gerekmiyor mu? Kalıp
26:45 olduktan sonra elma şeklini, armur
26:46 şeklini alması gerekmiyor mu? Ortada
26:48 kalıp yok. Sadece sıvı akıyor. Sıvı
26:50 geldiği yerde arka arkaya düzgün
26:51 dizildikten sonra a bir bakıyorsun elma
26:53 olmuş. İyi de bu böyle olmaz ki. Yap
26:55 bakayım böyle kalıpla. Kalıp olmadan yap
26:57 bakayım. Sen bir sıvının içinden plastik
26:59 akışkanı gönder. Sonra oradan tutup da
27:01 istediğin şekil elma şey eklansın. Buyur
27:02 bakayım. Fiiliyatta olmaz ama çizgi
27:04 filmlerde olur. Çizgi filmlerde ancak
27:06 olacak olan şey fiiliyatta
27:08 gerçekleşiyor. Demek ki kendi gücünün
27:10 üzerinde iş yapıyor. Demek ki Allah'ın
27:12 izniyle, ismiyle, yardımıyla iş yapıyor.
27:14 Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi
27:16 mübarek hayvanlar bismillah der. Bu
27:18 hayvanlar da mübarekmiş. Ne demek o? Ha
27:20 bu arada yani hakikaten yapmak isteyen
27:21 varsa inek deve koyuy keçi işi yapsın.
27:23 Yani mübarekmiş yani. O sene tutup 50
27:26 tanesini kurban veriyorsun ertesi sene
27:28 100 tane oluyor. 100'ünü kurban
27:29 veriyorsun ertesi sene 200 tane oluyor.
27:31 İsterseniz bir deneyin. Yani hakikaten
27:32 öyle mi değil mi? Mesela sürüler o sene
27:35 kurbana kurban verdiklerinde hani
27:37 kesilsin diye kurbanı verdiklerinde
27:38 gelecek sene verdiği kurban kadar
27:40 geliyor mu gelmiyor mu? Fazlası geliyor.
27:42 Evet. İnek deve koyun keçi gibi mübarek
27:44 hayvanlar bismillah der. Rahmet
27:46 feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere
27:48 rezzak namına en latif en nazif abı
27:50 hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.
27:52 Elma mucize, şeftali mucize, kavun
27:55 mucize ama süt bir başka mucize. Ne
27:57 zaman geliyor süt insana? Doğduğu zaman.
28:00 Neyin içinden geliyor? Kan içinden. Kan
28:02 içinden başka bir şey süzülüyor mu bura?
28:05 Kandan başka ne süzülüyor? İdrar
28:06 süzülüyor. Ama burada ilginç bir durum
28:08 var. Çok ilginç bir durum var. İdrar
28:10 kandan süzülür ama süt süzme değil
28:14 yapmadır. Süt kandan süzülme değildir.
28:17 Süt imal etmedir. Kanın içindeki
28:20 kimyasallarla süt bezinde sü süt
28:22 üretilir. Ama böbrekte idrar üretilmez.
28:25 Böbrekte idrar süzülür. Çok ilginçtir.
28:29 Süt imal edilir. Evrimci arkadaşların
28:31 böyle gözüne gözüne sokmak lazım. Bu süt
28:34 gel sütün gelmesi işi ne zaman
28:35 evrimleşti ya? Yavru doğduğu anda
28:37 evrimleşmenin bitmesi gerekmiyor mu?
28:39 Yavru geldi, süt yok. Ne oldu? Kusura
28:41 bakma. Daha evrimleşmeye çok var. Birkaç
28:42 milyon senede evrimleşiyormuş süt
28:44 bezleri. Sen bekle biraz. Sabır. Sabır
28:45 iyidir. Hoştur. Güzeldir. Yavru geldiği
28:48 anda süt kandan gönderilmiyor mu? Kan
28:50 içinden süt gönderiliyor. Ya insan hiç
28:53 mi düşünmez ya? Kan içinden süt
28:55 gönderiliyor. Peki Cenab-ı Hak o kanı
28:57 neyden yapıyor? Ottan. Eti nereden
28:59 yapıyor? Ottan. Yünü nereden yapıyor?
29:02 Ottan. Gözü nereden yapıyor? Ottan. Bu
29:05 otta bir şey var. Yani bu otta bir şey
29:07 var. Yani bizim kesin bu konuya
29:09 çalışmamız lazım. Buradan atacaksın
29:11 otları arkadan löpür löpür etler gelecek
29:13 filan. Burası et. Burası et musluğu,
29:15 burası süt musluğu, burası karaciğer
29:17 musluğu, burası kan musluğu falan diye.
29:19 Hadi bakayım. Cenab-ı Hakk'ın
29:22 yaratmasının bir özelliği var. Niçin
29:24 böyle oluyor? Aynı ottan hem et, hem
29:26 süt, hem yün, hem karaciğer, hem dalak,
29:28 hem böbrek, hem ciğer, hem hepsini nasıl
29:30 yaratıyor Cenab-ı Hak? Çünkü Cenabı Hak
29:32 zerrelerle, atomlarla iş yapar. Cenab-ı
29:34 Hak bizim masayı yaparken dör tane
29:36 bacak, bir tane üst taraf yanda vida
29:38 falan bunları birleştirerek bizim masayı
29:39 yaptığımız gibi Cenab-ı Hak yapmıyor.
29:41 Cenab-ı Hak ne yapıyor? Atomlarla
29:43 yapıyor. O yüzden ottan sütü
29:45 yapabiliyor. Ottan eti yapabiliyor.
29:48 Bizim atomları tutup tek gel buraya lan
29:49 deyip böyle tutup yerleş böyle bir
29:51 ihtimalimiz olmadığı için bizim için
29:53 imkansızdır. Meseleyi bilmeyene cahile
29:55 iş anlatmak zordur. Birisi dedi ki e ne
29:57 var dedi. İnsan dedi şey yapsa, eee
29:59 uğraşsa dedi sütün içindeki kimyasalı
30:01 bir şekilde yapar. Öbür oradaki arkadaş
30:03 da şeymiş. gıda mühendisiymiş. O da
30:04 gülüyor oradan beri. Niye evladım diyor?
30:06 Sütün içinde DNA
30:08 var. Sütün içinde hafıza var. Yazılım
30:11 var. Yani sen zannediyor musun ki sadece
30:13 kimyasal? Eğer sırf kimyasal olsaydı
30:15 fare sütü de helal olurdu. Yani niye
30:16 sadece ineğin, devenin, koyunun,
30:18 keçenin, sütü herhalde diğerlerini haram
30:19 kılmış. Çünkü içindeki yapı DNA'sı
30:22 farklı. Yani senin vücuduna izin
30:23 vermiyor Cenabı Hak onun girmesine.
30:25 Evet. Ne kadar ilginç değil mi ya? Bir
30:27 şeyden her şeyi her şeyden de bir şey
30:29 yapıyor. Bir ottan. Ottan kaç şey
30:30 yapılıyor desek ondan sonra ders
30:32 saatimiz sığmaz herhalde. Yani kan nasıl
30:34 yapılır ya ottan? Kan ottan nasıl? Kan
30:36 deyince içinde ne var? Al yuvar var. Bir
30:38 de canlı akıllı şuurlu gibi hareket eden
30:41 ak yuvar var. Öyle acayip ki mesela
30:43 mikroskoptaki şeyini temsil yapmışlar.
30:45 Mesela insan vücuduna iğne girdiği anda,
30:47 herhangi bir iğne diken bir şey girdiği
30:49 anda oraya tabii hariçten şeyler de
30:51 canlılar da girdiği için bir anda
30:52 bakıyorsunuz akuvalar hücum ediyorlar
30:54 oraya. Akyuvalar oraya hücum ediyor. Bir
30:56 belgeselde seyretmiştim. Hastalığı yani
30:58 mikrop girdiği anda akyuvalar oraya
30:59 hücum ediyorlar. Bunun önce bir başını
31:01 döndürüyorlar. Güçleri yetiyorsa
31:03 yetmiyorsa Akyuvalar bizdeki hani kara
31:06 kuvvetleri, hava kuvvetleri,
31:07 jandarmaydı, ondan sonra füze takımıydı,
31:09 topçuydu, tankıydı. Bunların grupları
31:11 var. Böyle mikrop geldiğinde o
31:13 gruplardan bir tanesi piyade geliyor bir
31:14 yokluyor bunu. Bu gelen piyadeyi
31:16 dövüyor. Bakıyor ki piyadenin gücü
31:18 yetmiyor. Vücuttaki mekanizma ikinci
31:20 şeyi gönderiyor. Kuvveti gönderiyor. Ona
31:22 göre daha kuvvetli, daha böyle sistemli.
31:25 Onunla bir girişiyorlar. Diyelim ki
31:26 mikrop onu da yendi. 3üncü, 4üncü,
31:28 5şinci ta ki yeneni buluncaya kadar. O
31:31 ara işte o yeneni buluncaya kadarki ara
31:33 insanın hastalık dönemidir. O arada
31:35 insan vücudunda çarpışma devam ediyor.
31:38 Ne kadar ilginç değil mi? Bunun insan
31:40 şükrünü nasıl eda edecek? Vücudumuza her
31:42 an milyonlarca mikrop giriyor. Her an
31:44 milyarlarca mikrop giriyor. Ve bizim
31:45 vücudumuzda bizim hayatımızın devamı
31:47 için çarpışan canlılar var. Hem de
31:50 nedir? Milimetre³üpte 500 600 tane.
31:52 Milimetre³üpte 500 600 tane bunlardan
31:55 var. O belgeselde diyor ki vücuttaki
31:57 mekanizma o nasıl bir sistemse o
31:59 mikrobun hangi sistemle alt edildiğini
32:01 fark ettiği anda aynı onu alt edenden
32:04 milyonlarca üretiliyor bir anda ve bir
32:05 anda kapaklanıyorlar. Hemen üzerine
32:07 işini bitiriyorlar. Sonra ne oluyor?
32:09 Sonra diyorlar ki bu mikrop buraya
32:11 geldi. Bunu daha önce tanımıyorduk. Bizi
32:12 çok zorladı bu. Bir dahakine geldiğinde
32:15 bunu tanıyacak olanlar hazır yolda
32:17 beklesin. Bizim bağışıklık sistemi denen
32:19 sistem onu geldiği an tanıyor.
32:21 Çocukluğumuzda geçirdiğimiz
32:22 hastalıkların mikropları bizim şu anda
32:24 vücudumuza her an giriyor. Her an
32:25 giriyor ama sistem gelir gelmez tokadı
32:28 çakıyor. Niye? Oğlum biz seni tanıyoruz
32:29 lan eskiden beri. Yani sen kaçın
32:32 kuruasıyız biz diye. Onu hiçbir şekilde
32:33 girip orada faaliyet gösteremiyor.
32:35 Normalde şu anda çocuklara gelen
32:36 kızamık, çocuklara gelen su çiçe,
32:38 çocuklardaki kaba şu bu her an insan
32:40 onlara muhatap aslında ama çocuklar
32:42 hasta oluyor, siz olmuyorsunuz. Ben
32:43 olmuyorum. Niye? Çünkü bizim
32:44 vücudumuzdaki sistem çocukluktan onu
32:46 tanıdı. Hatta aşı dediğimiz sistem
32:48 nedir? Onun tanıması için onun zara
32:50 ölmüş mikropları veriyorsun. ölmüş,
32:52 hasar görmüş mikropları vücuda
32:54 veriyorsun ki zaten yani böyle
32:56 ihtiyarlanmış, yaşlanmış, gücü, eli
32:58 ayağı kesilmiş falan böyle vücuda
32:59 mikrobu veriyorsun aşıyla. O vücuttaki
33:01 sistem bakıyor ki böyle bu kolay
33:03 dişimize göre deyip onu tanıyor. Sonra
33:05 gerçekten mikrop geldiğinde oğlum geç
33:06 kaldın diyor. Yani biz seni tanıyoruz.
33:08 Yani böyle hiçbir şey yapamıyor. Ama ne
33:10 kadar harika değil mi ya? Benim vücuduma
33:13 milyonlarca tür mikrop giriyor. Şu anda
33:15 da giriyor. Ve vücuda girdiği anda
33:17 vücuttaki sistem onu etkisiz hale
33:20 getiriyor. Ben milimetre küpümde 5006
33:23 tane benim için çarpışan askerlerin
33:26 varlığıyla hayatımı devam ettiriyorum.
33:28 Mesela herkesin vücuda kanser mikrobu
33:30 şeyi var. Hücresi var aslında. Herkeste
33:32 kanser hücresi var şu anda ama sistem
33:34 öyle patakta tokatlatan oradan sesini
33:36 çıkarttıramıyor yani. Ama sen ha babam
33:38 şekeri yedin. Yüklen tatlıya. Yüklen
33:40 şekere. Yüklen tatlıya yeter artık daha
33:42 diyor yani bir gün. Tamam da bizden de
33:43 bu kadar. Bir anda onu baskılayan sistem
33:46 bir zayıfladığında artık önü alınmıyor.
33:48 Yoksa şu anda mevcut. Bütün hastalıklar
33:50 mevcut şu anda. E insan ta ne zaman
33:53 yaratıldı ve yaratıldığında da bunlar
33:54 yine mevcuttu. Her bir nebat ve a vef
33:57 otların ipek gibi yumuşak kök ve
33:58 damarları bismillah der. Sert olan taş
34:00 ve toprağı deler geçer. Allah namına
34:02 rahman namına der. Her şey ona musahhar
34:05 olur. Evet. Musa Aleyhisselam'ın
34:07 mucizesini görmedik. Ağı sayes tahtadan,
34:09 daldan böyle taşa sokuyor, suç
34:11 çıkartıyor. Niye mucize? E çünkü dal
34:13 taştan yumuşaktır. Dolayısıyla delemez.
34:16 Deliyor. Ha o zaman mucizedir. Kimse
34:18 matkapla taşı delince ne kadar büyük
34:19 mucize demez. Niye? Çünkü matkabın ucu
34:21 taştan serttir. Çünkü oradaki elmas
34:23 dediğimiz sertleştirilmiş çelik taştan
34:25 sert olduğu için deler. Gayet normal.
34:26 Ama benim parmağım delerse mucize olur.
34:28 Ot kökü delerse niye mucize olmuyor?
34:30 Otun kökü de aynı taşı delmiyor mu?
34:32 Cenab-ı Hak onu onu delecek mahiyette
34:34 yaratmamış mı? Çam ve katran ağaçları
34:37 gibi, kızılçam gibi ağaçlar taşlık
34:39 arazinin içinde o taşların içine
34:41 ayırarak yaşamıyor mu orada? İnsan nasıl
34:43 bir canlıdır ya? Gördüğü her şeyi basit
34:45 alıyor. İnsan nasıl bir canlı ya?
34:47 Gördüğü her şeyi sıradan kabul ediyor.
34:50 Cenabı Hak taşın içinden meyve
34:52 çıkartıyor. Ya Samsun'da Namı Kemal
34:54 lisesi var Muharrem. Hatırlıyor musun? O
34:56 lise. Onun a lisesiyle görev yaparken o
34:58 Namı Kemal lisesiin duvarının üzerinde
35:00 incir ağacı vardı. Duvarda kökü şeyde
35:03 değil toprakta değil. Duvarda duvanın o
35:05 bazı yerlerde sıvalar çatlamış. Sıvanın
35:06 içinde kökleri var. Oradan çıkmış. Her
35:09 yaz mevsiminde incir çıkıyordu. Yani bir
35:11 gün okul müdür yardımcısıyla oradan
35:13 geçerken ne kadar harika dedittirmek
35:15 için tam onu görmüşüm ya fırsattan
35:17 istifade böyle. Dedim ki şuna bak ya
35:19 dedim ya duvarın üzerinde incir ağacı
35:21 var dedim ya oradan çiçek açıyor şekerli
35:23 meyveler veriyor falan dedim. Evet dedi
35:25 ya incir ağ çok arsız bir ağaç dedi ya.
35:27 Arsız çymuş. Her yerde yetişir filan.
35:29 Lan bir mucizenin bu kadar şeyden
35:30 rayından çıkarıldığını hiç görmemiştim
35:32 ya. Ulan 40 sene düşünsem 40 1000 sene
35:35 ne bileyim aklıma gelmez ya. Arsız bir
35:37 ağaç yani. Nasıl olup da taşın duvarın
35:39 içinde büyüyor aklına gelmiyor ya. Arsız
35:41 ağaç. Her yerde büyür bu. Her yerde
35:43 büyür. Bir bilgisayar yapsana böyle.
35:45 Evet. Havada dalların intişarı ve meyve
35:47 vermesi gibi o sert taş ve topraktaki
35:49 köklerin kemal surette intişar etmesi ve
35:51 yer altında yemiş vermesi hem şiddet
35:53 hararete karşı aylarca nazik yeşil
35:55 yaprakların yaş kalması. Ateş yakar ama
35:58 güneşin altındaki nebatatı yaktırmıyor.
36:00 Allah tabiatı yakmak olduğu halde
36:01 yaktırmıyor. Tabiatı sert olduğu halde
36:04 yumuşak olan otun köküne deliriyor
36:05 Cenabı Hak. O yüzden ne diyor? Tabiiyun
36:08 ağzına şiddetle tokatıyor. Tabiiy ne
36:10 demek? E sert olan serttir. Yumuşak
36:12 yumuşaktır. Yumuşak serti delez. Aha
36:14 deli ateş yakar. Aha yaktırmadı. Demek
36:16 ki bismillah diyor. Arkasında bunun
36:19 mahiyetinin aksine bir hareket var.
36:21 Demek Allah'ın izniyle oluyor bunlar.
36:23 Bakan göz için, düşünen akıl için. O
36:25 yüzden akıl olmayanın dini yoktur
36:27 İslam'a göre. İslam'a girmenin ilk şartı
36:29 nedir? Akıl bali olmak. Ama akıl olacak
36:32 yan önce diyor ki en güvendiğin salabet
36:35 ve hararet dahi emir tahtında hareket
36:37 ediyorlar ki emir tahtında. Yani
36:39 bismillah diyor ki en güvendiğin salabe
36:42 taşın sertliği de ateşin sıcaklığı da
36:44 emir tahtında Allah'ın emri altında
36:46 hareket ediyor ki Allah'ın izniyle
36:48 hareket ediyor ki o sert taş ve
36:49 topraktaki kökler o ipek gibi yumuşak
36:52 damarlar birer asayı Musa Aleyhisselam
36:54 gibi fekul nadri asakel hac emrine imsal
36:56 ederek taşları şak eder parçalar ve o
36:59 sigara kağıdı gibi cenazenin yapraklar
37:01 birer ağza İbrahim aleyhisselam gibi
37:02 ateş saçan harete karşı yaaru kunii
37:05 verden ve selamen ayetini okuyorlar. Çok
37:07 ilginç bu ayet.
37:09 İmam-ı Gazali Hazretleri şöyle tefsir
37:11 etmiş. Bunu hatta üstat söylüyor. Bir
37:13 tefsirde diyor ki dedi İmamı Gazali
37:14 Hazretlerinin tefsirde o diyor ki ya
37:16 naruni berden ey ateş soğuk ol demiyor
37:19 Cenabı Hak ya naruni berden ve selamen
37:22 orta yolu bulta ol. Diyor ki İmam Gazali
37:25 Hazretleri Allah'ın emri eğer berden de
37:28 kalsaydı ateş soğukluğuyla ihrak
37:30 edecekti. Soğukluğuyla öldürecekti.
37:32 Ondan dolayı berden ve selamen diyor
37:34 ayet. Soğuk ol ama selamet ol. Bundan
37:37 dolayı ateşin yakması da kendi başına
37:39 ateşin yakması bir zorunluluktur. Ama bu
37:41 zorunluluk ateşin kendine değil Allah'ın
37:43 emrine aittir. Taşın sertliği, evet taş
37:45 serttir ama bu sertlik taşın kendisine
37:47 değil Allah'a nedir? Sen bir böyle
37:49 bilgisayarda program yapıyorsun ya oyun
37:51 programı. Sen o programın içinde taş
37:53 tasarlıyorsun, ateş tasarlıyorsun ya. O
37:55 taşın sertliği o alemde, o oyunun
37:58 içindeki insan için oyundaki karakter
38:01 için serttir. O senin için sertliği yok.
38:03 Ona sen dediğin kadar serttir. Ateş
38:05 senin programladığın kadar yakar. Aynen
38:07 bu dünyada da öyledir. Hani madde
38:09 kısmını anlatalım diyoruz ya aslında tüm
38:11 onlar Cenabı Hakk'ın leyhi-i Mahfuz
38:13 denen yazılımının içindeyiz. Eşyanın
38:16 tabiatı denen şey lehv-i Mahfuzdaki
38:18 yazılımdır. Yani esma-ı ilahiyedir.
38:21 Madem her şey manem bismillah der Allah
38:23 namına Allah'ın nimetlerini getirip
38:24 bizlere veriyorlar. E bu kadar her şey
38:27 Allah hesabına hareket ettiğini Allah'ın
38:28 izniyle hareket ettiğini Allah'ın
38:29 kudreti hareketlerini öğrendik. O zaman
38:30 ne olacak? Biz dahi bismillah demeliyiz.
38:33 Allah namına vermeliyiz. Allah namına
38:34 almalıyız. Öyleyse Allah namına vermeyen
38:37 gafil insanlardan almamalıyız. Lillahil
38:40 fatiha. Bu videoların daha fazla izlenip
38:43 başka gönüllere dolaşmasını istiyorsanız
38:45 abone olup beğenip yorum yazmayı
38:48 unutmayın.